9 Eylül 2008 Salı

ne geçmişin pişmanlığı, ne geleceğin hayalleri,
kaçan bugünün ezikliği bu.


insan, tadını çıkaramadığı, hakkını veremediği şeyleri takıntı yapıyor, diline doluyormuş anladım. geçmişte takılıp kalmam bundan, ama hiçbirşey hatırlamıyor olmam da utancımdanmış. yaşlılıktan korkmam da tabii. pişmanlıklarını ya da artık ümitsizlikle hayallerini birbirine karıştırıp, yapamadıklarını inandırıcı bir şekilde yaşanmışların kılığına sokup anlatan, yaşamaya yetiştiremediklerini anlatmaya yetiştirmenin telaşıyla hiç susmayan bir yaşlı olacağımı hissediyorum.

1 yorum:

Kedila dedi ki...

Herşey Endişe Peri'sini uzun bir tatile çıkarmakla başlıyor. Yapılmamış, istenmiş ama korkulmuş ama ve keşkelere boğulmuş geçmiş anlar toplamının beynini didiklemesine ara verebilirse insan (yani ben) an'a çıkıyor, çıkabiliyor. İşte o zaman bütün duyularınla an'ı yaşıyorsun ki herşey orada oluyor, ama malesef didikleme de yıldırım hızıyla geri dönüyor (niyeyse). O an, anılarının arasında bir pırıltı, peri masalı gibi kalıyor gülümsüyor ve özlüyorsun, olabildiğin olma telaşı yaşamadığın o an'ı.

İşte herşey endişe perisini uzun bir tatile çıkarabilmekle başlıyor.