29 Kasım 2008 Cumartesi

kardeşle yazışmalar


masa örtüsü ablaaa defosuz renk renk desen desen örtülerrrrr geeel gel geeeeeeeel

21.10.2007, o
naber deminkine de baktın mı doruyu soyle ya da ona baktın bişi yazmıınca buna bakmıcan ayyy eveeeet ole yapıcannn ay hayırrrrrr yapmaaaaa...haıyyyyyyyyyrrrr oh oh salla salla gül memeler sallansn salla salla kim ne derse kafa salla salla salla oh ohhhh hep beraber...tomruk... ne demek...niye geldi şimdi aklıma ..yoksa ben önceki hayatımda tomrukmuydum...olabilir... neden olmasın..

22.10.2007, ben
sadece virgin marys by dallamayı beğenmişem. maalesef ikisine de
baktım yazı gönderdin sanaraktan ve fakat hayal kırıklıgı ve muzkabuğu
elimde kalan. bu ne geyiktir 15 erimizin sehit olup yüreğimizi
dağladığı, buna istinaden 100lerce gereksizin samandırada yolu çift
taraflı olarak kesip bütün trafiği sittikleri, benim, karşı yola
fırlayan araba sebebiyle zincirleme kaza olduğunu düşünerekten içimin
ürperdiği görüntü sonrasında aslında olayın sadece ve sadece "şehitler
ölmez vatan bölünmez" sloganıyla yaptıkları eylem olduğunu görmem
neticesinde neden aynı bütünlüğü başka zamanlarda gösteremiyorsunuz,
illa ölü mü görmeniz gerekiyor demek isterdim ve fakat sadece cok
çişim var n'olur yolu acın bile diyemediğim gecenin sonunda bu geyik
rezaleti nedir, neyin maskelemesidir.. cık cık cıkkk



arkadaslık teklifi

27.10.2007 ben
sayın sosyolog bayan
sanırım benim tek anlaşabildiğim, kadın ve insan sıfatında ama uzaylı suretindeki yaratık sizsiniz. benimle arkadaşlık eder misiniz? çay bahcesinde, pastanede bulusur söyleşiriz, demleniriz arada


27.10.2007 o
:) sayın tasarımcı bayan...anlaşılan odur ki durum benim içinde aynı şekilde vuku bulmaktadır.. bu sebepten talebinizi kıvançla karşılıyor ve en kısa zamanda matilda'nın yerinde meşk edelim diyorum... lakin yazmış olduğunuz namenizde değindiğiniz bir husus hakkında bir önerimi izin verirseniz telaffuz etmek arzusundayım... suretimle ilgili yaşadığınız şevk kırıcı hissiyatınızdan bahsediyorum... pektabii kırılan bu şevk bu durumda size de bana da ait olacaktır... önerim şudur sayın arkadaşım: siz nasılsa bir tasarımcı olduğunuzdan suretimde sizinde layık gördüğünüz bir insan sıfatına yönelik bir dönüşüm gerçekleştirebileceğinizi umuyorum efenim... saygılar, sevgiler ve şükranlarımı sunarım.... kodumun karısı neyini beyenmiyosun benim bu harukulade suretimin alem iki dakka seyir edebilmek için kuyruk oluşturuyor, ben sırayı bozanı tokatlayacak hallere düşüyorum seninki düpedüz doyumsuzluk... pis karı!


27.10.2007 ben
iste kastettiğim de buydu. gayet sarayda yetişmiş zarif bayan edasıyla kelimeler ağzınızdan dansederek çıkarken eleştiriye uğradığınızda bütün mekanizmanız altüst oluyor ve içinizdeki gerçek kadın ortaya çıkaraktan tipik insan evladı çirkefliğiyle çemkirmek için fırsat kolladığını ayan beyan belli ediyor. teklifi geri çekiyor ve derin bir hüsranla inzivaya çekilip herşeyi bir daha gözden geçirerekten kendimi dinlemek istiyorum. kabalığınızdan ötürü de sizi kınıyor ve hatta ıkınıyorum. ıhhhhhhhhhhhhhh



sincik kardes okudum, okudukca karıstım

20.11.2007 ben
aşağıdaki yazı dün msndeki konuşmadır. kopyaladım başucu yazısı olarak
kaydettim. sabahtan beri okuyorum ama hala özünde bana ne tavsiye verdiğini anlamıyorum. bana "kardeş herşey olacağına varır, koyver gitsin" mi diyorsun.
ki vakt-i zamanında bir zat-ı muhterem de buna benzer bir cümle sarfetmişti:
"hayat bir oyun, irdeleme oyna". gel-gör ki o ibnetor bunu kendi yapacaklarından sonra benim eşelememem için söylemişş bunu sonradan anladık. ne diyorsun yani
sen bana, tamam başta yanlış var evet ama o yanlış benim yanlışım değilse
nasıl düzelteyim, ben istemez miyim, asgari seviyede olmayı, her açıdan, vasat iyidir mantığını bünyemin her köşesine kabullendirmeyi. gel gör ki artık çok geç, zehir dolaşıyor bi aşağıya bi yukarıya, olay bu boyutlara varmışken, sen bana kısa ve etkili ne önerirsin ondan ver haberi, alkol deme sonu pek iyi değil. de hayde
beklemekteyim merak ve sabırsızlık içersinde.


[saçmalama ya senin sorunun ne biliyor musun? sen ne istediğini
bilmiyorsun yani bu durumda istediğin bir şey yok gibi bir görüntü
veyahut ona eşdeğer bir durum yaratıyor... bu durumda da yaptığın her
şey istemediğin, aslında iş olsun diye "belki budur istediğim"
mantığıyla, deneme yanılma mantığıyla yaptığın şeylermiş gibi oluyor..
bu da yaptığın hiçbir şeyden tatmin olmamana... bu da geriye dönüp
baktığında yaptığın her şeyin kaybolmasına, silinmesine, hiç olmamış
gibi varolmasına sebep oluyor ki bu da senin "ben öylesine hiçbir şey
yaşamadan yaşıyorum hissine kapılmana sebep oluyor. biraz şöyle
düşünmelisin kanımca... bazı şeyler senin bildiğin ve şu ana kadar
inandığın gibi değilmiş demek ki... yani bir söz var benim çok
inandığım... eğer sonuç yanlış çıkıyorsa ve bu beklenmedikse; hata
sonuçta değil baştaki olasılıklardadır... bu durumda en başa dönüp
olasılıkları, varsayımı değiştireceksin demektir...

bu çok doğru özellikle hayat ve insan edimleri söz konusu olduğunda...
çünkü insan her şeyde olduğu gibi kendisi söz konusu olduğunda da her
şeyi bildiğini, duruma tamamen olmasa da büyük oranda hakim olduğunu
varsayar... oysa ki çok küçük bir kısmıdır kişinin evren ve kendi
hakkındaki bilgisi. bu durumda kişinin emin olduğunu düşünerek yaptığı
en basit edimi bile faciaya dönüşebiliyor psikolojisinde. zira insan
en iyi kendini bildiğini düşünüyor. oysa en yabancı olduğun kendinsin.
bu nedenledir ya, kendinle aranı iyi tutmayı istiyorsan ona çoook
uzaktan gelmiş bir yabancıyı memnun etmek için ne kadar cömert
davranıyorsan o kadar cömert olmalısın, yüceltmelisindir yani demek
istediğim en az kendimizi bilebilecekken en iyi tanıdığımız şeymiş
gibi davranır, yaşar, yaşamaya çalışırız tabi bu aykırılık da bize
anlamını bilmediğimiz, çözemediğimiz garip duygu durumları,
beklenmedik tepkiler olarak döner.

örneğin kişinin ilk yaptığı hata istekleri zevkleri tercihleri
konusunda çok net hatlarda seyretmesi, bunları hobiler ve fobiler
şeklinde başlıklarla bile ifade edilebilecek mikromekenizmalara
dönüştürmesi... oysa büyük bir yanılgıdır kendini bu kadar bilmek, en
başta mümkün olmadığından sonra olmaması gerektiğinden kendini bilmek
demek kendini bir yerde bulup orda zincirlemek demektir, biraz
sonrasını ortadan kaldırmak demektir... güvenlik arzusu ile bildiğini
terketmeyen insanın en büyük şanssızlığıdır kendini bilmek.

bu anlamda güvenli sular, gezintiyi kısa ve ilk bulduğun adada
sonlandırıp yeni gezintilere kapıyı kapatmak demektir biraz... bu
nedenle kişi kendini bilmemeli kanımca... her daim yabancı olmalı
kendine... her gün "bak seeeen nelerde biliyormuş, nelerde istiyormuş"
demeli, diyebilmeli... şaşırtabilmeli kendini ki yeniden kurulabilen
bir mekanizmanın ışığı parlasın... bu minvalde baktığımda benim ilk
farkettiğim eskiden sürdürmüş olduğum o bilme arzusuna dayalı sistemle
yaşamanın ne büyük kayıplar verdirdiği oldu... kendimde bunu gördüğüm
gün dedim ki ben seni her gün yeniden keşfedeceğim, bir tarafım seni
tutacak bir tarafım bırakacak, bir tarafım sen busun diyecek, bir
tarafım o kadar emin olma diye sırıtacak cesur bir serüvencinin
muzurluğu ile... öyle ki bu hayata bir kere gelmişsem eğer isteme
şansım olan, bizler isteyebilelim diye yaratılmış, varolmuş ne varsa
isteyebileyim, ona dönüşme sansım olsun ki bir çok kişi, bir çok şey
olabileyim bu hayatta... tek olmak kime yaramış ki ben şizofrenin
zenginliği dururken kendinden eminliğin tekdüzeliğine sığınıyım... o
gün bugündür bir tarafım kalk gidelim der benim, bir tarafım bok yeme
otur... ne istediğimi bilirim, ne istemediğimi. ne güzeli, ne çirkini,
ne iyiyi, ne kötüyü... hepsi biraz öteki benim için... çünkü ben biraz
hepsiyim... hepsi benim... oysa tek olana sıradan olana sarıp
sarmalamışlar karıştırır beni başka şeylerle bu sebepten... bu
sebepten uzağımda tutarım anlaşamam onlarla... karıştırıp çok şey
olmaktan muzdarip bedenimin bardağının boş tarafından yansımasına
takılır akılları ve derler ki hiç bir şeysin aynı zamanda ve bu kötü
bir şeymiş gibi bir ifadeyle kurarlar cümlelerini.... senin kendine
yaptığında bu... oradan, onların yanından bakmak...

oysa hiç bir şey olmayan yani bir hiç olan bir tarafım olmasaydı, asıl
işte o zaman karışırdım.. biraz temiz su bırakmak lazım bünyede arada
karışımı netleştirmek için, diğer renklerin içine klor niyetine katmak
için... kendi çözümünü doğurur yani çok olmak... aynı zamanda hiç
olmaya tekabul ederek... birde şu var söylemek istediğim... benim
gördüğüm bir şey oldu bu ruh aleminde gezdiğinde... burada duran
insanlara farkederek ya da başka bir şey sanarak çeşitli adlar
verilmiş... kendileri ya da başkaları tarafından... ve bu insanların
doğuştan gelen, yedisinde de yetmişinde de kendisini hissettiren kimi
özellikleri var... yani bu biraz da kişisel bir yetenek... genetik...
bu tatminsiz insan olarak doğmak demek, biraz senin gibi biraz benim
gibi... anlamışsındır umarım... umarım kendine farklı bakman
gerektiğini ve nasılını anlamana yardımcı olur]



20.11.2007 o
yazı da işte budur şeklinde ifade etmedim ama yapman gerekene dair
fikrimi söyledim aslında...eğer mevcut durumda bir problem görüyorsan
sonucu ve onu yaratan koşulları değiştirmeden önce, o sonucu farklı
okumak mümkün müdür'e bakmak lazım.. o da varsayımı değiştirmeye
bağlıdır...yani mevcut sonucun yanlış çıkıyorsa onu yanlışlayan da
senin varsayımına bağlı beklentin ise varsayımını değiştirirsin ve bu
durumda sonuca yönelik değerlendirmende değişecektir...... şöyle
özetleyebilirim: sen kendi davranışlarının ve tepkilerinin,
tercihlerinin, durduğun yerin, terkettiğin,kaçtığın yerin kısaca
serpilin ve onun hayatının, yorumunu yanlış yapıyorsun bence,
eylemlerini değil...şunun gibi: doğru yaşayıp yanlış yorumluyorsun
sanki....ki buda annesinin gözüne giremeyen çocuk gibi birşey yapıyor
kendine karşı seni... ne yapsa yaranamıyor sana kendin... yani kendimi
tanıyorum görüyorum (ve gördüğüm şeyden memnun değilim) deme...onun
yerine ben kendimi tanımıyorum, tanıyamam, tanıdığıma hiçbir zaman
inanmamalıyım da zaten ama şu edimi bir tanıma şansım olabilir... eğer
kendimi tanıdığım önkabulünden vazgeçersem ki geçmem gerekiyor, o
durumda elimde bu edimimi yorumlayacak bir kriter kalmıyor...yani
önyargısızım kendime karşı...e iyi madem bu durumda edimimin gerçek
anlamını kavrama şansım olur belki o zaman tarafsız bir şekilde
yorumlayabilirim...gibii


21.11.2007 ben
anamm daha da bulandım ya bennn :(


21.11.2007 o
nassı yaaa neden açık değil mi anlamadım ki gerçekten yani ağır demek
mi istiyorsun yoksa anlamadım mı demek istiyorsun

1 yorum:

Kedila dedi ki...

mutlu yıllar..